İzmir Buca

tatilyerlerimiz.com

Buca, tarihsel geçmişi ile bünyesinde, çok önemli ve günümüzde de yaşayan eserler barınağıdır.Yurdumuzun çeşitli yörelerinde yer alan Safranbolu, Kula ve Milas’taki 2 – 3 katlı cumbalı evleri Buca’da görmek mümkündür.

Tarihi:

İznik Devleti Kralı İoyanis’in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüştüğü sanılmaktadır. Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleşim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaşadığı, yerleşim yeri isminin değişerek zamanla Buca olduğu varsayımı da vardır. Ayrıca İtalyancada BUCA kelimesi çukur anlamına gelmektedir Buca’nın çukurda kalışı ismin buradan geldiğini kuvvetlendirmektedir.

Buca adı ilk kez 1688 yılında Fransız Konsolosluğu kayıtlarında görülmüştür. Bu yılda bir deprem olmuş, Fransız Konsolosluğu Buca’ya taşınmıştır. M.Ö. 1102′de Eolyalıların şehri almalarına kadar yerli halkın oldukça rahat bir hayat yaşadığı kabul edilir. M.Ö. 727 yılına kadar İyonlarla çekişen Eolyalılar, bu tarihten sonra şehri İyonlara bırakmıştır. Bir süre sonra güçlenen Lidyalılar, M.Ö. 628 yılında İzmir’i almıştır. Bu tarihlerde İzmir şehri dağılmış, halk civarda bulunan küçük yerleşim alanlarına geçmeye başlamıştır. Bu değişim, bugün gördüğümüz İzmir dolaylarındaki birçok yerleşim alanının ilk temellerini atmıştır. Bunlar arasında Buca’yı da sayabiliriz.

Buca’da antik çağdan bu yana bir yerleşimin olduğu bilinmektedir. 1868 yılında Buca’nın kuzeydoğusunda antik döneme ait büyük bir kadın büstü ortaya çıkarılmış olup, bu büst halen Londra’daki İngiliz Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ayrıca Buca ve Kangölü çevresinde Bizans Haçı kabartmaları bulunan sütun başlıkları, antik “ARTEMİS MABEDİ”ne ait olduğu sanılan mermer yer döşemeleri, Forbes Köşkü çevresinde Bizans sikkeleri, Gürçeşme (Kançeşme) yolu üzerinde Roma Kalesi kalıntıları da antik çağda bu yörede gelişmiş toplumların yaşadığını ortaya koymaktadır. İyon saldırısı sırasında Buca’ya yönelen halk, Dereköy, Kangölü ve Kozağacı yörelerine yerleşmiştir. Yakın tarihimizde Buca’nın bir Rum köyü olduğu, aynı dönemde Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, Avrupalı işadamları ile ailelerinin de Buca’da yaşadıkları, bunun beldenin gelişme ve zenginleşmesinde önemli bir etken olduğu belirtilmektedir.

Buca, Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollanda şirketleri ile daha çok ticari ve sınai ilişkiler çerçevesinde oluşan Levanten Grubu’nun sayfiye yeri olarak yerleştiği bir belde özelliğini yakınçağ öncesinde taşımaya başlamıştır.

Buca M.Ö 130′lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir kültür ve tarih ilçesidir. Zengin doğa ve kültür mirasını, nüfus artışına ve günümüz yaşam biçiminin ortaya çıkardığı tüm etkenlere karşı koruyabilmiştir. Bu nedenle bugün Buca’da geçmişten günümüze kadar gelen bir tarihi görüntü sergilenmektedir. Buca’da yaşam, her şeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doğa mirası ile iç içe bir yaşam olarak nitelendirilmektedir. Buca, tarihsel geçmişi ile bünyesinde çok önemli ve günümüzde de yaşayan eserler barınağıdır. George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont Dr.Aliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı Malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, Su Kemerleri, Buca’da yaşamış ve ölmüş birçok ünlü ailelerin mezarları, dar sokakları ve bugün bile birçok mimara ilham kaynağı olan Rum Evleri, ilçeye gelenlerin ilgisini çeken yapıtlardır.,

9 Eylül 1922′de İzmir dolayısıyla Buca, Yunanlılardan geri alınınca buradaki Rumlar bölgeyi terk etmiştir. 1922 yılına kadar Buca’nın nüfusu genellikle İngiliz, Rum ve Hollandalılardan oluşmakta idi. Buca, Cumhuriyet döneminde çok hızlı bir gelişme göstermiş ve bu dönemde göçmen kitlelerinin ilçede yerleşimi devam etmiştir. Buca, 4 temmuz 1887 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur. Buca İzmir’in en kalabalık ilçelerindendir.

Yerleşim:

Buca, İzmir’in en eski yerleşim yerlerinden biridir. Kırıklar, Karacaağaç Kaynaklar ve Belenbaşı olmak üzere 4 köyü vardır. Bütün yerleşim birimleri ovada kurulmuş olup, dağlık arazide kurulu köy yoktur. İlçe merkezinde 38 adet mahalle muhtarlığı ve 4 adet köy muhtarlığı bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde Bornova, batısında Karabağlar, güneyinde Gaziemir ve Menderes, doğusunda da Torbalı ve Kemalpaşa ilçeleri bulunmaktadır.Buca’da çarpık kentleşme pek görülmemektedir.Mahalle olarak ; Güven,Yiğitler,Efeler,Dumlupınar,Menderes,Valirahmibey,İnkılap,Evka gibi en büyük mahalleleri düzgün kentleşmiş diğer Gediz gibi dışta kalan mahallelerdeyse çarpık kentleşme görülmektedir.

 

 

Spor:

Buca,spor açısından büyük zenginliğe sahip bir ilçedir.Buca’da spor yapmak ve izlemek için bir çok spor alanı bulunmaktadır.En dikkat çekeni 2008 yılında yapılan ve Bucaspor’un maçlarına ev sahipliği yapan Buca Arena’dır.

Spor alanlarının başlıcaları:

Buca Arena (Bucaspor’un stadı)
Buca Belediye Stadı (Bucaspor’un eski stadı,şu anda İzmirspor ve Altınordu kullanmaktadır.)
Mehmet Seyit Özkan Tesisleri
Kaynaklar Tesisleri (Bucaspor’un ve Buca Genç’in antrenman alanları)
Cemil Şeboy Tesisleri

Buca’nın spor takımlarından en tanınanı Bucaspor’dur.Futbol takımı Süper Lig’e yükselmiş bulunmaktadır.Son zamanlarda büyük atılım göstermiştir.Basketbol ve voleybol alanında amatör seviyede faaliyet göstermektedir.Ayrıca Bayan Futbol Takımı da Türkiye Bayanlar Futbol Ligi’nde oynamaktadır.Son üç sezonun üçünde de ikinci olmuşlardır.Buca ilçesi,Bucaspor’un altyapı takımı Buca Genç ile de Türkiye’nin en iyi altyapılarından birine sahiptir.Buca Genç ülke bazında önemli dereceler etmektedir.Bu yıl Buca Genç takımı’nın birinci olması beklenmektedir.2.sıradaki rakibine bile 8 puan fark atmıştır.

Eğitim:

Eğitim ve öğretim olarak Buca oldukça zengindir. İlçedeki okuma yazma oranı %99′dur. İlçe nüfusu içindeki okuma yazma bilmeyenlerin oranı ise % 0,12′dir. İlk, orta ve lise düzeyinde eğitim veren 56 okul 2 tane Endüstri Meslek Lisesi bulunmaktadır. (Buca Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi) ve (İESOB Teknik İtfaiye Meslek & Endüstri Meslek Lisesi) Ayrıca son yıllarda üniversite düzeyinde büyük gelişmeler gözlenmektedir. İzmir’de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı Buca Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi,İşletme Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adalet Yüksek Okulu, Yabancı Diller Yüksekokulu, Manisa Spor Akademisi’ne bağlı Beden Eğitim Bölümü de Buca’da eğitim hizmeti veren okullar arasında yer almaktadır. Yapımı tamamlanan Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Kampüsü ile birlikte Buca bir anlamda ‘fakülteler ilçesi’ olmuştur. Bu arada öğrencilere bilgi takviyesi amacıyla ilçede özel dershaneler, sürücü kursları, eğitim öncesi ve sonrası için hizmet veren çok sayıda kreş, ana okulu vardır.

Coğrafyası:

Buca coğrafyası;İzmir in 9 kilometre güneydoğusunda kurulmuş olan Buca, Nif Dağı nın güney eteklerine yerleşmiştir. Yüzölçümü 180 kilometrekare, denizden yüksekliği 38 metre olup kuzeyinde Yenişehir, kuzeydoğusunda Torbalı, batısında Karabağlar bulunmaktadır. Yayvan görünüşlü arazi ile çevrelenmiş olup, çevredeki tepeler, vadiler ve bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Buca düz ve verimli topraklara sahiptir. Tıngırtepe, Zeytintepe, Koşutepesi ve Karacaağaç gibi tepeleri de vardır. Nif Dağı’ndan doğan Şirinyer den geçen ve Halkapınar da denize dökülen Melez Çayı bugün kurumuş dere yatağıdır.

Buca, İzmir’in en eski yerleşim yerlerinden biridir. Kırıklar, Karacaağaç Kaynaklar ve Belenbaşı olmak üzere 4 köyü vardır. Bütün yerleşim birimleri ovada kurulmuş olup, dağlık arazide kurulu köy yoktur. İlçe merkezinde 39 adet mahalle muhtarlığı ve 4 adet köy muhtarlığı bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde Kemalpaşa ve Bornova, batısında Konak, güneyinde Menderes, doğusunda da Torbalı İlçesi bulunmaktadır.

Tarihi Yapılar:

Su Kemerleri:
Geçmişteki adı “PARADİSO” ve “KIZIÇULLU” olan bugün ise Şirinyer olarak bilinen mevkiiye İzmir’den ilk girildiğinde bugün bile ayakta duran Melez Çayı üzerindeki Su Kemerleri dikkati çekmektedir.

Romalılar tarafından inşaa edilen ve eski çağ tarihçilerinin “Akvadük Kemerleri” olarak adlandırdığı bu kemerler, Milattan önce 133 ila Milattan sonra 395 yıllarını kapsayan Romalılar döneminde İzmir kentine gelen suyun akışına düzenlenmekte idi. İki sıra halinde Romalılar tarafından inşaa edilen bu su kemerlerinin yapımında tonlarca yumurta akı sayesinde Kızılçullu Su Kemerleri Bizanslılar Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerini yaşamalarına karşın hala ayakta durabilmektedir.

Protestan Kilisesi:
Buca’da bulunan kiliseler içinde en dikkat çekeni, Protestan İngiliz Şapeli’dir. 1838 yılında yapılan kilise 1961 de Buca Belediyesi’ne devredilmiştir. 1961 yılından 1991 yılına kadar Nikah Salonu, Belediye Meclis Salonu ve Emlak Vergi Dairesi olarak kullanılan Protestan Kilisesi, 25 Mart 1991 tarihinde Buca Kültür Sanat Merkezi haline dönüştürülerek hizmete açılmıştır. Protestan Kilisesi’nin Buca Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmete girmesiyle birlikte ilçede kültür ve sanat yaşamında gözle görünür bir canlılık gelmiştir.

Amerikan Koleji:
19. yüzyıl’da Amerikalılar tarafından yaptırılan ve yıllarca Amerikan Erkek Lisesi olarak kullanılan bu okul, İzmir’li Levanten ailelerin okuduğu o dönemdeki sayılı okullar arasındaydı. Cumhuriyetin ilanından sonra bu okul Köy Enstitüsü olarak hizmet verdi.1953 yılı sonlarında da NATO’ya devredilmiştir.

Forbes Malikhanesi:
Buca’daki Levanten malikhaneleri arasında en çarpıcı ve görkemlisidir. Araştırmalara göre 1908 yılında yapıldığı tahmin edilen ve bir yıl sonra yanan Forbes Köşkü, 1910 yılında yeniden inşaa edilmiştir. SSK’nın malı olan bu köşk 97′ yılında 49 yıllığına Kültür Bakanlığı’na kiralandı.

De Jongh Malikhanesi:
Zengin bir villa görünümündeki De Jongh Malikhanesi’nin 1800 lü yapıldığı tahmin edilmektedir. 20. yüzyıl başlarında Buca’dan ayrıldığı tahmin edilen De Jongh ailesi malikhaneyi o dönemde bir İtalyan işadımına satmıştı.

Köşk bahçesinin bir süre tenis kulübü olarak kullanıldığı daha sonra çeşitli ilavelerle sanatoryuma dönüştürüldüğü bilinmektedir. Çeşitli dönemlerde restorasyondan geçen De Jongh Malikhanesi bugün Sosyal Sigortalar Kurumu’na bağlı Sağlık Meslek Lisesi olarak kullanılmaktadır.

Baltacı Malikhanesi:
Buca’nın es eski yapıtlarından biridir. 19. yüzyılda Yunan Milli Bankası adına satın alınan malikhane, daha sonra yetimhane yapılmak üzere bağışlanmıştır. 1922′de Türk Devleti’ne geçen Dimostanis Baltacı Malikhanesi bugün Güzel Sanatlar Lisesi olarak kullanılmaktadır. Malikhane içindeki havuz ve heykeller nostaljik yapısını korumaya devam etmektedir.

Yapı Kredi Misafirhanesi:
Mimar Vafiyadis’e ait bir yapıdır. Zemin ve üst katların yüzey dokularının kesin ayrımı, yapıyı dört yüzünde çeviren tuğla, friz, pencere üzerindeki yarım daire kemer ve alınlıkları, pencere altlarındaki rozet motifler, tümüyle bu yapıya ait özelliklerdir. Yakın zamana kadar burada Pengelli ailesinin oturduğu bilinmektedir.

Rees Malikhanesi:
Malikhanenin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak, Rees ailesinin İzmir’deki yaşamları boyunca Buca’da ikamet ettikleri bir süre başka bir yerde oturdukları daha sonra Rees Malikhanesi’ni inşaa ettirip yerleştikleri belirtilmektedir. O zaman İzmir Valisi Rahmi Bey tarafından 1. Dünya Savaşı sırasında devletçe el konulan malikhane bir süre Yatılı Kız Öğretmen Okulu olarak kullanılmıştır. 1930′lu yılların sonunda ise istimlak edilen malikhane şu anda Buca Eğitim Fakültesi olarak hizmet vermektedir.

Russo Köşkü:
Mimarisi yönünden Buca’daki Köşkler arasında benzerlerine hiç rastlanmayan bir yapıttır. Değişik motiflerin kullanıldığı ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Russo Köşkü tarihi dokusu korunarak restore edilmiştir.

Belediye Binası:
Buca eşrafından Davut Farkoh konağıdır. Bahçenin arka kısmında hamam ve diğer servisler yer almakta idi. İstanbul konutlarındaki karnıyarık türü ile çağrışım yapan bir planı vardır. Üçe bölünmüş cephe üç kemerli ana girişi ile dış mimarisi Ispartalıyan Konağı ile benzerlik göstermektedir.

Dutlu Sokak:
Bugün Kültür Sokağı olarak adlandırılan dutlu sokak’ta Buca ya özgü 2 ve 3 katlı cumbalı evleri birarada görmek mümkündür. Bu evler geçmişten bu yana iyi korunmuş olup günümüze kadar gelmiştir.

Mezarlar:
Buca tarihine ışık tutan bir çok mezar bugün Protestan Kilisesi bahçesindeki kabristanda mevcuttur. Yıllarını Buca da geçiren ünlü ailelerden Gout, Annie S.B. Blackler, George King Forbes, Rees Eliza Maltass, Grifitt’in mezarları halen Protestan Kilisesi bahçesindedir. Ancak büyük özenle yapılmış ve heykeltraş yapıtı niteliğindeki bu mezarlar Türkiye’de 1970′li yıllarda yaşanan anarşik olaylar sırasında tahrip edilmiş olmasına karşın bugün bile çoğu özünü korumuştur.

Mesire Yerleri:
İlk yerleşimin olduğu yıllardan beri, sürekli “sayfiye yeri” olarak benimsenen Buca, bugün bile bu özelliğini korumaktadır.

Hasan Ağa Bahçesi:
Buca’da bulunan, İtalyan asıllı Levanten işadamı Aliotti’nin ölümü üzerine 1926 yılında Ödemiş eşrafından Sarıgöllü Hasan Ağa tarafından satın alınan ve bugün Hasan Ağa Bahçesi olarak anılan alan, ilçenin en ideal dinlence yerlerinden biridir. 117.825 M2 yüzölçümü dikkatle planlanmış bahçe düzenindeki çam ormanları, içinde bulunan kafeterya ve Buz Pateni Pisti ile Ege Bölgesi’nin sayılı dinlence yerlerinden olan Hasan Ağa Bahçesi bugün bile nostaljik yapısını korumaktadır. Buca’dan 2 – 3 km. uzaklıkta başlayan mesire yeri, özellikle hafta sonu turizm mekanıdır.

Buca Gölet:
2. Dönem Buca Belediye Başkanı seçilen Mimar Cemil ŞEBOY tarafından 1999 yılında 140 bin M2 alan üzerinde yoktan var ettiği Suni Göl Regreasyon Alanı İzmir’in fuardan sonra en büyük dinlence yeri ve eğlence merkezi.

Ayrıca burada bölgenin en büyük 3500 kişi kapasiteli Anfitiyatrosu konuşlandırılmıştır.

Forbes Sevgi Yolu:
1 km. uzunluğunda içerisinde akan dereleri, oturma grupları vatandaşların seyir imkanı bulduğu evcil hayvan barınakları rengarenk tuğladan döşenmiş yürüme yolları ve modern ışıklandırması ile Bucalıların alışveriş ve gezinme imkanı bulduğu bu yol Belediye Başkanı Cemil ŞEBOY tarafından 1998 yılında yapıldı. Ayrıca, ilçede kişi başına düşen yeşil alan miktarının arttırılması amaçlanan Buca’da 1999 sonu itibariyle 57 adet park yapılmıştır.

Koşu Tepesi:
İlçenin Efeler Mahallesi Koşu tepesine Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Ötüken Türkelleri Rekreasyon alanı yer almaktadır.

Buca Hipodromu:
Buca’da ençok ilgiye Atlı Sporlar görmektedir. Buca’nın yanı sıra Ege Bölgesi’nin tek hipodromu ilçe sınırları içindedir. Türkiye Jokey Kulübü tarafından organize edilen yarışlar kış sezonunda haftada iki kez Buca’da yapılmakta ve tüm Türkiye’nin ilgi odağı olmaktadır. Atlıspor Kulübü bünyesinde yapılan binicilik yarışları da ilçenin ayrı bir spor etkinliğidir.

Buca’da ayrıca içinde voleybol, basketbol, hentbol güreş ve boks sporlarının yapılabildiği spor salonu, İzmir’in tek Buz Pateni ve ilçenin muhtelif yerlerinde bulunan bir çok açık semt sahaları hizmet vermektedir.

Buca’da diğer görülmeye ve gezilmeye değer yerlerin bazıları Kız Kulesi, Kaynaklar Köyü’ndeki Asırlık Çınar Ağacı, Dokuz Çeşmeler, Papaz Okulu, Belenbaşı ve Kırıklardaki Ormanlık Alan, Tıngır Tepe ve Forbes Parkı gibi mesirelik yerler.

Ne Yenir:?

Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

 

 

 

 

Ulaşım:

İzmir Buca, İzmir Bornova arası 13 Km ve bu mesafe yaklaşık olarak 18 Dakika sürüyor.

Konaklama:

Birlik Hotel
0232 443 06 56
Tesis Buca merkezde bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

Görüntüler:

 

 

Diğer Tatil yerleri:

Bu yazı İzmir kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İzmir Buca için 1 cevap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>