Antalya Kemer

tatilyerlerimiz.com

Antalya Kemer Ulaşım Bilgileri

Antalya Kemer İlçesine karayolu ve deniz yoluyla ulaşmak mümkündür. Antalya merkeze 43 km uzaklıkta olan ilçemiz antalyadan düzenli ve sıklıkla hareket eden ulaşım araçları ile yaklaşık 1 saatlik orman, deniz ve dağ manzarası eşliğinde kemere varılmaktadır. Özel araç ile bu süre yarım saat kadar sürmektedir. Antalya Muğla yolu olan D 400 Anayolu ?u anda bölünmü? ve 4 ?eritli bir yoldur. Turistik yatlarında seferler yapt??? kemer denizden de eşsiz koyları ve görülmeye değer manzaraları ile unutulmaz anlara tanıklık eder.

Antalya Kemer Konaklama

Güncelleniyor

Antalya Kemer Erken Rezervasyon Otelleri

Güncelleniyor

Antalya Kemer Görülecek Yerler

Phaselis


Phaselis ?.Ö. VII. Yüzyılda Rodoslular tarafından kurulmuştur. Uzun yıllar Likya’nın doğu kıyısının en önemli liman özelliğini koruyan kentin üç limanı vardır. Kuzey limanı, savaş limanı veya korunmuş liman ve güneş limanı. Bunlardan en önemlisi güneydekidir. Kentin ortasında 20-24 metre genişliğinde muhteşem bir cadde vardır. Bu caddenin güney ucunda Hadrian Kapısı bulunur. Caddenin iki yanında gezinti yolları ve dükkânlar bulunmaktadır. Bunların da yakınında Hamamlar, Agora ve Tiyatro gibi kamu yapıları bulunur. Bu yapıların tarihinin ?.Ö. 1. Ve 2. Yüzyıla kadar uzandığı ileri sürülmektedir. Kent merkezi ile 70metre yükseklikteki plato üzerine kurulmuş olan yerleşim yeri arasında su kanalları vardır. Phaselis’e Antalya-Kumluca karayolunun 57Km.sinden güneye dönüldü?ünde yaklaşık 1km. sonrasında ulaşılır.

Yakınında bulunan Beldibi Mağarası’nın Prehistorik iskân göstermesine rağmen, sahildeki Phaselis şehrinin Kuruluşu M.Ö. VII. yüzyıldan yukarı çıkmamaktadır. Üç limana sahip oluğu, konumu ve zengin orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690′da Rodosluların kolonisi olarak kurulmuştur. M.Ö. VII. ve VI. yüzyıllarda geçimini denizden sağlayan Phaselis, Perslerin Anadolu’ya hâkim oluğundan sonra onların, daha sonra İskender’in Persleri yenmesiyle de İskender’in eline geçmiştir. Ancak Phaselisliler İskender’e kapılarını açmı?, onu şehirlerinde konuk etmişlerdir. İskender Pamphlia şehirlerinin birçok elçisini burada kabul etmiş, kıyı kesimindeki şehirleri bir bir alarak Gordion’a gitmiştir.

İskender’in ölümünden sonra kent, M.Ö. 309′dan 197′ye kadar Mısır’daki Ptolemaiosların elinde kalmı?, Apameia Bar??? ile diğer Lykia şehirleri gibi Rodos Krallığı’na verilmiş, M.Ö. 190′dan 160 yılına kadar Rodosluların egemenliğinde kalmıştır. M.Ö. 160 yılından sonra da Roma’nın egemenliği altında Lykia Birliği’ne girmiştir. Phaselis M.Ö. I. yüzyılda Olympos ile beraber devamlı korsanların taarruzları altında kalmı?, bir müddet Zenekites’in elinde kalan şehir, Romalıların bu korsanı yenmesiyle kurtulmuştur.

M.Ö. 42 yılında Brutus, şehri Roma’ya başlamıştır. Bizans Çağ?’nda ise Phaselis, Piskoposluk Merkezi olmuştur. Elveri?li limanları dolayısıyla M.S. III. yüzyılda tekrar korsanların taarruzlarına uğrayan şehir bundan sonra önemini yitirmiş, daha sonraki Arap akınlarıyla da iyice fakirle?miş ve M.S. XI. yüzyılda artık hayatiyetini sürdüremeyecek duruma gelmiştir. Selçukluların Alanya ve Antalya limanlarına önem vermesi nedeniyle tamamen önemini yitirerek sönmü?tür.

Phaselis erken dönemlerde su ihtiyacını kuyu ve sarnıçlarla karşılarken Roma Çağ?’nda her yerde görüldü?ü gibi uzak yerlerden su kemerleri ile (Aquadükt) şehre su getirerek su ihtiyacını karşılamı?lardır. şehrin kuzeyindeki bir kaynaktan su kemerleri ile Hadrian Agorasının arkasındaki tepeye suyu getirmişler, buradan künkler ve kanallarla kent içine dağıtmı?lardır.

şehrin esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine başlayan ana caddenin iki yanında bulunmaktadır. 125m uzunlukta 20-25m genişlikteki ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar bulunur. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşır. Düzgün ta?la dö?enen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi vardır.

Phaselis’in Kalıntıları

Phaselis’in kazı çalışmaları Kültür Bakanlığı ile İl Özel ?dare Müdürlü?ü arasında yapılan protokolle Antalya Müzesince yürütülmektedir.

Burası limanları ile ünlü bir kent olup, bunların en büyü?ü yarımadanın güney-batısındakidir ve bu limanın girişinde 200 m. uzunluğunda bir de mendirek vardır. Bugün bu mendireşin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır. İkinci limanı tiyatronun kuzey-doğusundadır, bunun da bir mendireşi vardır ve günümüze çok iyi bir durumda gelmiştir. Üçüncü liman kuzeydeki geniş kumsaldadır. Limanın güneyindeki r?htımın kalıntıları göze çarparsa da buraya mendirek yapılmamıştır.

Phaselis’i ku?atan surların kalıntıları yarımadanın güney-batısında görülmektedir. Bizans devrinde de onarılan surlar eski özelliklerini hemen hemen bütünüyle yitirmiştir.

Phaselis’in devlet yönetim ve diğer önemli yapıları kuzey ve güneydeki limanları birbirine başlayan ana caddenin her iki yanına sıralanmı?lardır. Uzunluğu 125 m.,genişli?i de 20-25 m. olan caddenin iki yanına üçer basamakla çıkılmaktadır. Ortasında bir de meydan oluşturan cadde düzgün taşlarla dö?enmiş,altına da mükemmel bir kanalizasyon sistemi yapılmıştır. İmparator Hadrianus’un kapısının kalıntıları da caddenin batısında,cadde boyunca sıralanmış dükkânlar, onların arkasındaki karmaş?k plânlı yapı ile hamam ve Gymnasium oldukça iyi durumdadır. Gymnasium’un arkasındaki spor eşitimi için yapılan odalar geç devirlerde yapılan eklerden ötürü özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Bununla beraber mozaik döşeli tabanı, iki kapı ile güneydeki soyunma ve soğukluk, ?lıklık kısımlarına girilen bölümleri yine de iyi durumdadır. M.S. III.yy.da yapılmış Hamam’ın sonraki dönemlerde de kullanıldığı açıktır.

Agora Hamam’ın güneyinde olup meydana büyük bir kapı ile açılır. İmparator Hadrianus döneminde (M.S.117-138) yapıldışından ötürü de Agora’ya İmparatorun ismi verilmiş olup caddeye bakan duvarlarına heykeller yerleştirilmiştir. Bunların arasında Lykia kentlerine yardım eden ve özellikle en büyük desteşini buraya veren Rhodiapolisli Opramoas ile Saxa Amyntianus’un heykellerinin farklı bir konumu olmuştur M.S.V-VI. yy.larda Hadrianus Agorası’nın kuzey-batısına, bugün yalnızca apsis’i görülen, dikdörtgen plânlı bir bazilika eklenmiştir.

Phaselis ana caddesinin meydanla birleştiği yerin güneyine ikinci bir Agora daha eklenmiştir. Domitianus Agorası diye adlandırılan bu Agora da İmparator Domitianus’un (M.S.81-96) kente yapt??? yardımların bir ni?anesidir. Geç dönem mimarisini yansıtan bu Agora caddeye iki kapı ile açılır. Kapılardan birisinin üzerinde,İmparator Domitianus’un yazıtı vardır. Avlulu büyük yapı kompleksi şeklindeki agoranın portiklerle çevrili bir iç avlusu vardır. Bunların arkasındaki dükkanlar günümüze oldukça iyi bir durumda gelebilmiştir.

Tiyatro yarımadanın üzerindeki tepeci?in en üst noktasında olup batıya doğrudur. M.S. II.yy. tarihlenen tiyatronun, Hellenistik bir yapı üzerine kurulup kurulmadışını anlamak için elimizde yeterli bilgi ve belge yoktur. Yaklaşık 1500-2000 kişilik bir kapasiteye sahiptir. Hem kente hem de denize hakim olan tiyatroya ana caddeden taş merdivenlerle çıkılmaktadır. Giriş ve çık??lar yan tarafta olup Cavea yarım daire şeklindedir ve dörder merdivenle beş bölüme ayrılmış 20 oturma sırası vardır. Scene’ye beş ayrı kapıdan girildiği kalıntılardan anlaşılmaktadır. İki kattan oluşan tiyatronun üst kısmı günümüze ula?amamıştır. Phaselis Tiyatrosu’nun üzerindeki Akropol’de Athena Mabedi bulunuyordu. Ayrıca Herakles, Hestia ve Hermes’e adanmış tapınakların olduğu kaynaklardan ö?renilmektedir.

Kentin birkaç yerinde Nekropol varsa da bunlar büyük ölçüde defineciler tarafından tahrip edilmiştir. En iyi durumda olanı ise deniz kenarında, kuzey limanı tarafındakidir.

Olympos


Antalya’nın güneyinde Phaselis’ten sonra ikinci önemli liman kentidir. Torosların batı uzantılarından biri olan Tahtalı Dağıdır. şehir, Lykia Birliği üyesi olup, Lykia Birlik meclisinde üç oyla temsil edilmiştir. Kalıntılar Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Olympos limanı tarihte korsan yataşır olarak bilinir. şehirdeki korsan egemenliğine M.Ö. 78’de Romalı kumandan Servilius İsauricus burayı korsanlardan temizlemesine dek düşer. Roma egemenliğinin başlaması, yeni parlak bir dönemin başlangıcı olmuştur. Erken Hıristiyanlık döneminde önemini koruyan şehir, M.S. 3. yüzyıldan itibaren tekrar korsan hücumlarına uğrar. Geç Hıristiyanlık döneminde önemini yitirmeye başlayan şehir, 11. ve 12. yüzyılda Venedikli ve Cenevizli tüccarların ticaret merkezi olmuş ancak bu faaliyet, 15. yüzyılda Osmanlı deniz üstünlüğü ile son bulmuştur. Olympos’un birkaç kilometre güneybatısındaki Çakaltepe olarak anılan yükseltinin güney yamacından devamlı olarak alev çıkar. Yamaçtan çıkan bu doğal gaz nedeniyle burası “Yanartağ-Çıralı” olarak tanınır. Olympos’un son dönemini yansıtan Ortaçağ kalesi, derenin denizle birleştiği yerin batısında bir köprünün ayağı, bir tapınağa ait duvar parçası, sütun başlıkları, tiyatro, Bizans bazilikası, kıyıya yakın yerde hamam kalıntılarını bugün de görülebilen kalıntılardır. Çıralı’nın Olimpos’la birlikte anılmasının nedenlerinden birisi kumsallarının birbirine yakın olması ise de, kanımızca asıl neden, Yunan Mitolojisine başlı başına bir efsane kazandıran Yanartağ’ın Çıralıya yakın olması ve Çıralının adını Yanartağ’tan almasıdır. Yanartaş adı verilen, sürekli yanan doğal gaz çıkışları Çıralıyı kuzeybatıdan çeviren ofiyolitik kayaçlar içerisinde yer almaktadır. Yunan Mitolojisindeki antik dönemde Khimaira efsanesi burada geçmiştir. Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlü?ü’nde Khimaira bahsi şöyle anlatılır;
“?kisi de yer altı yaratıkları olan Typhon’la Ekhidna’nın birle?mesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. 318 vd.)

Khimaira’yı da do?urdu Ekhidna,
söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira’y?,
korkunç ve büyük, hızlı ve güçlü,
bir yerine, üç kafalı Khimaira’y?:
Biri azgın bak??lı aslan kafası,
öteki keçi, öteki yılan, ejderha kafası
Pegasos hakkından geldi bu Khimaira’nın
koca yi?it Bellerophontes’le birlikte.

Homeros, aşağı yukarı Hesiodos gibi tanımladığı Khimaira’yı Bellerophontes efsanesine başlar. Homeros’la Hesiodos’ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre, Bellerophontes Khimaira’ya saldırmak için Pegasos atına binmekle kalmamı?, karg?sının ucuna (ya da kullandığı oklara) kur?un koymu?, canavarın ağzından f??kıran ate?le eriyen kur?unlar etini dağlayıp yakmı?, korkunç ejderha da böylece can vermiş.

Khimaira’nın bulunduğu yer Lykia’da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Burada İlk çağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar f??kırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutu?turulup hiç durmadan yanar. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemicilere kılavuz olurmu?. ?lkça? yazarları da Khimaira ateşini bilir, ne var ki yeri üstünde tam bir uygunluk yoktur anlattıklarında, Plinius’a göre, “mons Chimaera” Phaselis’e yakındır, Skylax’ın açıklaması gerçe?e daha uygundur “Dionysias adası, Siderus limanı ve burnu; bunun üstünde, dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden f??kıran büyük alev bulunmaktadır ki, hiçbir zaman sönmemektedir. Her iki yazar da doğal ateşin f??kırdığı yerde Hephaistos’a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çatına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır.”

Görüldü?ü gibi Yanartaş Khimaira efsanesinin yanı sıra Belferophontes efsanesine de konu olmuştur.

Yanartağ, Yanar Dere vadisinin güney yamacında, serpantinitler içerisinde üç ayrı noktadan çıkarak yanan doğal gaza yöre halkının verdiği isimdir. Gaz çıkış noktalarından en çok ziyaret edileni Yanartaş 2 olarak gösterilendir. Burada, mevsimlik akan Yanar Dere Vadisi’nin batı yakasında, yamacın deniz seviyesinden 165 m. yüksekliğindeki noktasından başlayarak 180 m.’ye kadar yükselen 80metre uzunluğundaki meyilli yüzeyi üzerinde dört ayrı seviyede sürekli yanan gaz çıkışları bulunmaktadır. Ziyaretimiz sırasında en üstte yanar vaziyette iki Ocak, 30metre a?a??sında üç Ocak, 18m. A?a??sında vadiye dik bir çizgi üzerinde on iki ocak ve onun yaklaşık 30m. a?a??sında iki ocak daha olmak üzere toplam on dokuz adet yanar vaziyette doğalgaz çık??? sayılmıştır. En a?a??daki ocakların altında büyük bir kilise yıkıntısı bulunmaktadır. Henüz kazı yapılmayan kilisenin erken Bizans dönemine (olasılıkla M.S. 6. yy) ait olduğu ve ilkçağda burada bulunan Hephaistos’a (Hephaistos: Yunan Mitolojisi’nde, Zeus ile Hera’nın oğlu olup her türlü madeni i?leyip ola?anüstü güzellikte eserler yaratabilen bir tanrıdır (Azra Erhat: Mitoloji Sözlü?ü).) adanan tapınağın kalıntıları üzerine yapıldışını düşünüyoruz. Kilise’de kazı yapıldığı takdirde büyük bir olasılıkla altta adı geçen tapınağın temellerine ula??lacaktır.

Khimaira’nın mitolojideki tarifine uygun çizimi. Keçi ve yılan Çıralı’nın çevresini ku?atan Toros Dağlarında bol bulunan hayvanlar olup ateşin çıktığI yeri, arslan ise ateşin gücünü temsil etmektedir…

Birinci Yanartağ’ın ku?uçumu 525m. Kuzey batısında, Çatal Tepe’nin doğusundaki belin hemen altında deniz seviyesinden 335 m. yükseklikte ikinci Yanartaş (birincisinden 155 m. daha yüksekte) mevkii yer alır. Burada yediğerlik iki sıra halinde 14 Ocaktan doğal gaz çık??? olmaktadır. Bu kesimin yaklaşık 30 m. a?a??sında yan yana üç tane yanar durumda gaz çık??? daha bulunmaktadır.

İkinci Yanartaş Çıralı Havzası’nın doruk seviyesinde yer aldığı için bu noktadan gerek Çıralı Ovası gerekse Tahtalı Dağları panoramik bir şekilde görülebilmektedir. Bu nedenle çok iyi bir seyir yeridir. Ancak buraya Çıralı tarafından ulaşmak bir hayli zahmetlidir. Birinci Yanartağ’la, İkinci Yanartaş arasındaki sarp yamaç zonu nedeniyle yerli ve yabancı turistler genellikle Birinci Yanartaşır Çıralı tarafından gelerek ziyaret etmekte ve ikinci Yanartağ’a çıkmadan geri dönmektedir. İkinci Yanartaşır ziyaret edenler ise genellikle batıdaki, Ulupınar-Karadere vadi yamaçlarını izleyen patikayı kullanarak gelmektedir. Bu patikanın ayrıntılı anlatımı “Ulupınar Ba?lantılı Yanartaş Patikası” bölümünde sunulmu?tur. Bu bölümde Birinci Yanartağ’a Çıralı tarafından gelen yola ilişkin açıklama verilmektedir. Yanartağ’a gitmek isteyen turistler Olimpos ya da Çıralıdan minibüslerle Çıralı Ovası’nın batısını takip eden yoldan yanar Boğazı denilen yere gelmekte buradan itibaren yayan olarak yaklaşık 1400m. uzunluğundaki bir patikada 140 metre tırmanarak (%10 eşim) Yanartağ’a ulaşmaktadırlar.

Idyros Antik Kenti


Carl Ritter,Skylas ve Kipert Idyros antik kentiyle ilgili tanımlamalarında farklı saptamalar yapmışlardır. Ritter Phaselis’in kuzeyindeki “Kopa Avova” burnunun yamaçlarındaki kentin “Idyropolis” olduğunu ileri sürmektedir. Kent antik dönemde gemicilerin barına?? olarak i?lev yapmıştır. Skylas kesin bir saptama yapmamakla beraber antik kentin Phaselis ile Lurnatsin (S?çan Adası) arasında bulunduğunu yazmaktadır. Aslında bu tanımlama bir bakıma Kipert’i doğrulamaktadır. Kipert düzenlediği bir haritada antik kenti Kemer Da??nın güney doğu sahilinde “ An Avuva” burnunun bulunduğu koyda göstermektedir.
1977 yılında Antalya Müzesi Müdürlü?ü Uzmanları tarafından belirtilen yerlerde yapılan araştırmalarda Kipert’in tanımladığı yerde antik yerleşimlere rastlanmış ve Kipert’in belirttiği Idyros Kentinin burası olduğu düşüncesine varılmıştır. Kentin günümüze ulaşan bu kalıntıları Özkaymak Otelin arka cephesinden itibaren kıyı boyunca görmek mümkündür. Bunlardan Bizans dönemine ait olduğu sanılan bir Kilise (M.S. 4 – 7 yy.) ve bu Kiliseye başlı mekanlar M.S.3 yy.a ait tarihlenen bazilika, erken Roma döneminden gözetleme kulesi, işlevi tam olarak saptanmayan yapılar ve dere üzerindeki köprü en dikkat çekici olanlarındandır.
Stephaenues Byzantinius’un Hekataius’dan aktardığı bilgilere göre; hem bir bölge hemde bir kent adı olarak geçen “IDYROS” ilk çağların deniz trafiğinde önemli bir i?leve sahipti. Mısır ve yakın doğudan Likya’nın batısına giden yelkenli gemiler Nil Nehri ağzından aldıkları rüzgarla Idyros Limanına kadar ulaşmaktaydılar. Ayrıca Plinius’un “Illyris” diye tanımladığı yer büyük olasılıkla gemici dilinde “Idyros” olabilir.

Kilise: Bazilikal tip planında olan Kilise orta apsesli bir orta nef, narteks, eksonarteks, güneyinde bir ?apel, kuzeyinde kaptisteryum ve çevresindeki diğer yapılarla kompleks bir yapı özelliği göstermektedir. Tabanı iri taneli geometrik motifli mozaik ile kaplanmıştır.Burada organik olarak yaklaşık bir metre ile otuz santim derinliğine konan iskeletlerin üzeri dairesel eşimli süslemesiz kaplama kiremitleri ile örtülmüştür.

Gözetleme Yeri : Limanın kuzeyinde bulunan yüksek tepenin güney ucunda etrafı poligonal örme tekniğinde duvarlarla çevrili, güney yönünde iki kule ile bir giriş, kuzey-doğu yönünde de bir kule bulunmaktadır. Kulelere içten girilebilmektedir. Duvar kalınlığıda yaklaşık iki metredir. Gözetleme için daha geniş olan yapı savunma amaçlıda düşünülmü? olabilir.

Selçuklu Av Köşkü


Kumluca karayolunun Kemer girişindeki orman içinde bulunan Selçuklu Av Köşkü, 1230-1248 arası döneme tarihlenmektedir. Yap?, bilinen üç Selçuklu av kö?künden biri olmakla beraber, bölgenin de tek Selçuklu yapısı ve Türk-?slam sanat geleneşinin tek örneği olma özelliğini taşırmaktadır.

Köşkün çatısı ile Hz. Süleyman’ın mühürü ve aynı zamanda Tekelioğlu Beyliği’nin (1400) bayra??nda bulunan alt?gen yıldız kabartmalı taş merdiven Selçuklu döneminden kalan en güzel örnektir. Köşkün giriş kapısı ve ona yakın bulunan duvar yıkılmış olmakla birlikte, çatı ve duvarların büyük bölümü iyi durumdadır.

Açık Hava Folk Müzesi

Yörük, Yörük Çadır?, Ya?amı, Geçimi, Misafirperverli?i Yörük (Yürük) Türk’tür. Yörük sözcüğü öztürkçe yürümek kelimesinden türemiştir. Özü, soyu, geçmişi Orta Asya’dandır. Geçim kaynağı hayvancılıktır. ?nsanımız geçim kaynağı olan hayvanını ve onu besleyen doğayı öylesine sevmiş onlarla öylesine bütünleşmiştir ki, bu sevgi dolu anlama, bu co?kulu kavray??, Türk’ün bütün dünyaca kabul edilen, takdir edilen insan sevgisini “misafirperverliğini” do?urmu?tur. Geçimi, yaşamı Orta Asya’da doğal atmosferde zorluklara rağmen sevgi ve mutluluklarla dopdolu insanımız Orta Asya’da iklim verilerinin deşi?mesi, yaşanılmaz hale gelmesi üzerine canı gibi sevdiği hayvanı ve kendisi için özlemlerle dolu arayış?na geçmiş, yaylak ve k??lak zenginlikleri ile bezeli Anadolu’ya gelmiş burada da o co?ku ve mutluluk dolu, ekonomisinin de gereşi olan yaşam tarzını, göçerli?ini sürdürmüştür. Bu köklü yaşam sevinci ve mutluluğunu daha Orta Asya’da iken hayvanının kılından yününden elleriyle dokuduğu evine (çadırına) sokmu?tur. Bitkilerden, bitki köklerinden elde ettiği boyalarla boyadığı hayvanının kılını yününü yaşadığı atmosferden yani doğadan ve beslediği hayvanından esinlenerek aldığı ve yaşam evrimi içerisinden stilize ettiği motifleri büyük bir incelik, sadelik, maharet ve zarafetle kilimine, halısına, keçesine, heybesine, yast???na, kolonuna, azık torbasına, başındaki yazmasına i?leyerek aktarmı?, yaz kış yaşadığı evini gerçek bir mutluluk ve renk cümbü?üne sokmu?tur. Yörük Çadırı Türk insanının zevki, doğayı özümlemesinin, mutluluğunun, güzelliğinin doğa sevgisi ve sayg?sı ile yo?rulmu? olmasının ve köklü bir kültürün simgesidir. Özetidir. Bu köklü ve zengin yaşam tarzı Tüm Anadolu’da daha 40-50 yıl öncesine kadar yaylaklarda, k??laklarda yüzlerce çadırda yaşanırken günümüzde çağın ve çeşitli nedenlerin gereşi yok olma kaybolma noktasına gelmiştir.Yakın geçmişe kadar, Teke yöresindeki Kemerlilerin de yaşam tarzı böylesine renkli, sevecen ve güzeldi. Yörüklerin toplu olarak yaşadığı dönemlerde her Yörük topluluğunun bir lideri olurdu. Lider yaşadığı obanın, topluluğun, reisi BEY’i idi. Diğer Yörük evlerinden farklı olarak Yörük Beyinin evi çok daha büyük ve konforlu olurdu. Önemli toplantılar burada yaplırd?, kararlar burada alınır, misafirler Beyin çadırında a??rlanırd?. Çünkü oba konu?u kim olursa olsun önemliydi ve obanın lideri -izzeti nevsi- olan Beyin misafiri sayılırd?. Ya?am tarzları gibi gelenekleri, örf ve adetleri de köklü olan yörüklerde evlilik çok kutsal bir müessese idi. Çok değer verilirdi. Kadın ve erkek eşitli?ine sayg? bu müessesenin ve yaşam tarzının bir gereşi idi. Kadına sevgi ve sayg? sonsuz idi. Evlili?in ilk gecesi oba gençleri için özel dokunmu?, diğer siyah çadırların aksine beyaz bir çadırda yaşanırd?.

Kemer Sosyal Aktiviteler

Tahtalı Teleferik

Türkiye sahip olduğu turizm potansiyeline bir yenisini ekleyerek turizmini daha da zenginleştiren bir Limana kavu?tu: Dünyanın en uzun ikinci, Avrupa`nın en uzun Teleferi?i, Akdeniz’i ve 2’365 Metre yüksekliğindeki Tahtalı Da??’ nın zirvesini birleştiriyor. Zirvesi karla kaplı bu heybetli dağ hızla büyüyen ve turizmin gözdesi olan Kemer, Antalya bölgesinde yer almaktadır. Antalya`ya i? veya turizm amaçlı gelen herkesin mutlaka görmesi gereken  teknoloji ve mühendislik harikası Tahtalı Teleferik günlük ziyaretler için ideal ve unutulmaz bir seçim olacaktır.

Kar, Tahtal?’ nın zirvesini adeta bir ?apka gibi Aralık ayından başlayarak, Nisan’ın sonuna kadar kaplamakta ve muhteşem bir görünüm yaratmaktadır. Bölge iklim olarak yıl boyu ılıman ve sıcak havası, kristal berraklı??nda mavi denizi, etrafını çevreleyen antik kentleri ve aynı zamanda 2000 m üzerinde ideal dağ havası ile neredeyse tüm yıl boyu turizme elveri?li konumdadır.

Dünyanın en güzel Milli parklarından birinde yer alan, güven ve emniyetin  her şeyin üzerinde olduğu,  Tahtalı Teleferik ile vahşi orman ve benzersiz sedir ağaçlarının, yer bulutların üzerinde, yalçın yamaçları, vadileri ve vahşi hayvanları izleyerek  zirveye yapılacak ziyaret misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaktadır.

Aktiviteler
Tahtalı 2365m Teleferi?i elektrik enerjisini kendisi Jeneratörlerle üretmesi sayesinde yıl boyu, işletmenin güven içinde çalışmasına imkân  vermektedir. Antalya`dan Ka? istikametine  giderken 50´nci kilometrede, Çamyuva’yı geçince, Teleferik tabelasından sa?a dönülür. Bini? istasyonuna orman içindeki modern  asfalt yol ile ulaşılır. Burada resepsiyon ve kafeterya bulunmaktadır. Teleferik ile zirveye ula??ldışında, 200 er kişilik  kapalı ve  açık  restoranları, dü?ün, toplant?, tanıtım vb. her türlü aktivite için uygun çok amaçlı salonu, kafeteryası, güneşlenme ve  dürbün donanımlı seyir  terasları, muhteşem zirve panoroması ile, istenildiği kadar  vakit geçirdikten sonra, teleferik ile büyülü yolculuğun ikinci kısmı için bini? istasyonuna hareket edilir. Tahtalı Da??`nın zirvesinden Beycik Köyüne dört saat, Çukuryayla`ya  altı saatlik, muhteşem, uzun yürüyüş dağ yolları mevcuttur. Bu parkurlar, uzun yürüyüş ve dağ bisikleti sporu yapanlar için benzersiz  imkânlar sunmaktadır.

Sefer Saatleri

01 Nisan -31 Ekim, yaz sezonunda 09:00-19:00 arasında tam ve bucuk saatlerde  her yarim saatte bir,1 Kasım-31 Mart, kış sezonunda 10:00-18:00 arasında her saat başı ini? ve çıkış mümkündür. Yazın 19:00, kışın 18:00 zirveden ini? saatleridir.

Mavi Yolculuk

Günübirlik ya da iste?e göre haftalık veya daha uzun süreli olarak düzenlenen yat turları ile Kemer’in bir başka güzelliğini yaşayacaksınız. Yat, tekne, bot, katamaran turları ile Kemer’den çıkacak, Akdeniz’in eşsiz koylarını denizden seyredecek, yeşil ve mavinin birleştiği güzelliği göreceksiniz. Devasa görüntüsü ile Beydağlarını ve Torosların Akdenizi baştan başa dola?an zirvelerini izlemek sizin için bir başka keyif olacak. Doğa ile baş başa bir yalnızlık yaşamak, kıyıdan sahile tarih içinde yüzmek, medeniyetin kirletmediği koylarda sessizli?in tadına varmak, ormanı ve denizi dinlemek sizi bu dünyadan alacak ve farklı dünyalara götürecek. Tarihi tarihin içinde yaşayacak, teknede eğlenceli dakikalar geçirmenin mutluluğunu yaşayacaksınız. Bu anları hayatınız boyunca unutamayacaksınız.

Diğer tatil yerleri:

Bu yazı Antalya kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>