Amasra Bartın

tatilyerlerimiz.com

Denize doğru uzanmış bir burun, burnun iki yanında korunaklı birer liman görevi gören iki koy ve ana karaya bağlı ve bağımsız adaları ile eşsiz bir görsel güzelliğe de sahip olan Amasra hem 3000 yıllık tarihi, hem çekicilik ve balıkçılığa dayanan yerel sanatları, hem de kendini çevreleyen ormanlık alanları ile görülmeye değer yerlerdendir.

Tarihi:

Adını, Kraliçe Amastris’den alır. Bartın’ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz’le buluşturan bir yarımada ve iki ada üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 120 km2 .’dir. M.Ö. 14.Yy.da Gaskalar ve 13.Yy.da Hititlerden sora 12. Yy. sonlarında Bithynie Bölgesindeki Bartın’a Frigler, Paphlagonie Bölgesindeki Amasra’ya Fenikeliler yerleşti. Fenikeliler; Amasra (Sesemos), Ereğli (Heraklia), Sinop (Sinope) ve Tekkeönü’nde (Kromna) ilk Sayda Kolonilerini oluşturdular.

9. yy.da Akdeniz’deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna’yı terk etti. Karanlık geçen yüzyıllık bir dönemden sonra, 7.yy. başlarında bölgeye bu kez İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler yerleşti. Amasra ve Kromna da diğer Karadeniz siteleri ile birlikte İon (Millet) Kolonisine katıldılar. Bölge, 7.yy. sonlarında Kimmerlerin, 6.yy’da Lidyalıların, 547 yılında da Perslerin hakimiyetine girmesine karşın; Karadeniz kolonileri uzun süre bu statülerini korudular. 334 yılında Perslerin hakimiyetine son veren Makedonya Kralı İskender, Bartın ve Ulus’un yönetimini General Eumenes’e, Amasra ve Tekkeönü’nün yönetimini de Frigya Satrabına bıraktı.

M.Ö. 12. Yy.’dan beri Sesamos adıyla anılan kent, 302-286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetildi ve kraliçenin adını aldı. Pers Kralı 3.Dareios’un yeğeni ve Makedonya kralı İskender’in baldızı olan Kraliçe Amastris, İskender’in komutanlarından General Krateros’la evlenerek Makedonya’ya gelin gelmişti. M.Ö.322 yılında Ereğli Tiran’ı Dionysios’la, 302 yılında da Trakya kralı Lysimachos’la evlenmiş; evlilikleri uzun sürmeyince de Amasra’ya yerleşerek oğulları adına Amasra’nın yönetimini üstlenmiş, 286 yılında oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünceye kadar burada yaşamıştı.

Kraliçe Amastris; 16 yıllık iktidarında (302-286), Amasra’da Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan bir şehir devleti (Symoikismos Siteler Birliği) kurmuş, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmıştı.Amasra ve Bartın çevresi; yöredeki savaşlar sonrasında 279 yılında Pontus krallığının, M.Ö. 70- M.S. 395 yılları arasında Roma, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girdi ve uzun yıllar Bizans’ın hakimiyetinde kaldı.

Roma Döneminde, Bitinya ile Pontus’un Paflagonya’daki bölümü Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü Başkenti oldu. 1084 yılında, Selçuklu himayesinde yörede kurulan Türk Emirliği; 1086 yılında Süleyman Beyin ölümü ve 1096 yılında başlayan 1. Haçlı Seferleri sonrasında ciddi sıkıntılar yaşadı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma ile başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul’dan Samsun’a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans’ın hakimiyetine girdi.

M.Ö. 70 yılında Anadolu’ya giren Romalılar Pontus Krallığının Egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular.Roma döneminde Bitinya ve Pontusun Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı.Amasra bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu.M.S.395 yılına kadar Roma İmparatorluğu’nun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizansın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans’ın hakimiyetinde kaldı.

Bizans İmparatoru M. Paleologos, 1261 yılında, karşılaştığı güçlükleri göğüslemek için Cenovalılardan yardım istedi. Buna karşılık, Galata’da bir ticaret üssü kurmalarına izin verilmesi ve 1261 yılında yapılan Nymphaion Anlaşması’yla da Karadeniz’deki birkaç limanla birlikte Amasra’nın da kullanımını da Cenovalılara bırakması Amasra’nın kaderini değiştirdi.

Amasra, gittikçe gelişen bir Ceneviz Kolonisi oldu. Cenovalılar, çevre yönetimlerle kurdukları dostluklar sayesinde uzun süre bu statülerini koruyup 1460 yılına kadar 200 yıl Amasra’ya hakim oldular.Amasra; M.Ö. 12.yy’da Fenike ve 7.yy’da Miletos (İon) kolonisi, Amastris döneminde Symoikismos Siteler Birliğinin, Roma döneminde (M.S.70-395) Paflagonya Eyaletinin, sonraları bu eyaletin Bitinya-Pontus bölümünün merkezi, Bizans döneminde (M.S.1261-1460) Ceneviz kolonisi, tarih boyunca hem askeri bakımdan önemli bir üs hem de esir ticareti yapılan, kereste, şimşir, ton balığı ve kürk ihraç eden ticari bir liman kentidir.

Tarihi Eserleri:

Kuşkayası Anıtı:
Amasra – Bartın karayolu üzerinde, Amasra’ya 4 km uzaklıktaki Kuşkayası mevkisindedir.Roma İmparatoru T. Germanious Claudius zamanında Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya -Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41-54 yıllarında yaptırılmıştır. Roma yol ağının bir parçası olan ve İmpa­ratorun anısına yaptırılan bu anıt; yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş Kral heykeli ve Roma Hakimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe, oturma sedirleri ve kaya nişlerini kapsamaktadır. Anıta ait , Kral Heykeli ve Hakimiyet Kartalı’nın başları tahrip olmuştur. Birisi kral figürünü çevreleyen Niş’in üstünde, diğeri kabartmalardan uzakta ve batıda bulunan birbirini tamamlayan kitabelerde; “Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Germanious’un yüceliği için G.J.Aguilla yaptırdı” ifadeleri bulunmaktadır.

Bedesten:

M.S 1.yy sonunda veya 2.yy başında yapılmış olup büyük olasılıkla bir Roma basilique’i (Eyalet Meclisi Sarayı) dir. Roma hamamı, gymnasium olması ihtimalleri üzerinde durulmuştur. Fakat hamamlarda görülen hiç bir özelliğe sahip olmadığı gibi; Amasra’nın, tarihinin hiç bir devrinde bu büyüklükte bir gymnasium gerektirecek kültür merkezi niteliği kazanmadığı da açıktır. Buna karşılık Roma basilique’ lilerinin genel çizgileri bu harabede görülebilmektedir: Formun bir köşesinde, ” bir veya iki katlı, dikdörtgen konumlu: içinde mahkeme, borsa, yönetim bölümleri olan; bir cephesi sütunlarla desteğe alınmış; ortadaki daha geniş olmak üzere üç beş ya da yedi nef ‘e ayrılan; Senat (Eyalet Merkezlerinde) mutlaka bulunan basilique tanımına, Amasra Bedesteni tıpatıp uymaktadır. 45 x 188 metrelik muazzam boyutları ile burasının bir basilique olduğu söylenebilir. (Örneğin, Roma’da Augustus zamanında tanımlanan bir basillique’in boyutları 45 x 101 di) Yapının, daha sonraları Bedesten adını alması da yine asıl işleviyle ilgilidir. Çünkü bu tür yapılar aynı zamanda ticaret işlerinin yürütüldüğü ve yönetildiği merkezlerdi.

Amasra Kalesi:

Kale Çekiciler Çarsısının orada. Kale’nin tepesinden Amasra’yı panoromik görebilir, manzarayı seyrederken çayınızı içebilirsiniz. Bizans döneminde ünlü olan buradaki tapınak, Osmanlı zamanında uzun yıllar boş kalmış ve kendiliğinden yıkılmıştır. Döşeme mozaiklerini ve temellerini ise defineciler sökmüşlerdir. Yapılan bilimsel etüdler sonucunda burasının; bir narteks ile köşe oda ve apsidlereyer verilerek orta mekana Haç planı sağlanmış bir kilise olduğu açıklanmıştır. Büyükada’nın, Amasra ‘dan 150-200 metre kadar açıkta ve her türlü havada kolayca gidilip gelinemeyecek bir durumda olması dikkate alınınca Büyükada kilisesinin yanındaki diğer binalarla bir külliye niteliğinde ve Manastır işlevinde olduğu muhakkaktı. Adanın güney-batı eteğinden başlayıp tepeye doğru devam eden kaya basamakları da buraya ulaşıyordu.

Kilise:
Amasra Kilisesi M.S. 9. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş bir Bizans kilisesidir. Küçük bir şapel planında olup narteks kısmı üç bölümlüdür. Özenli tuğla işçiliği ile yapılmış olan kilise 1460 tarihinde Fatih Sultan Mehmet`in Amasra`yıl almasından sonra camiye dönüştürülmüştür cami 1930 yılında ibadete kapatılmıştır.

Kemere Köprü:

Amasra`daki Sormagir mahallesi ile Boztepe-Zindan Mahallesini birbirine bağlayan köprüdür eski zamanlarda köprünün altı çakıl taşları ile kaplı idi Amasra deniz temizliğinde köprünün altından deniz akımı sağlanmıştır köprüye ulaşım iki ayrı ufak geçit den geçilerek sağlanmaktadır köprü Roma döneminde yapılmıştır, köprü kenarları toprak kayması nedeni ile günümüzde restore edilmiştir.

Cenova Şatosu:

Amasra Kalesinin iç kale olarak bilinen kesimidir. Cenovalıların bir saray (şato) haline getirdiği Kale içine, büyük liman tarafından basamaklı kaldırımla ulaşılan Cenova armalı bir ana kapıdan; kale içinde de yüksek bir burçla korunmaya alınmış şato kapısından girilmektedir. Kapıdaki armalarda; üstte Cenova, alttaki üçlüde solda Poggio (Galata Podestasının mensup olduğu, Liguryalı ailenin), ortada Cenova, sağda Malaspina (Asup olduğu ailenin) blazonları vardır.

Direkli Kaya:

Amasra Küçük limanda bulunan Direkli Kayaların üst üste dizilmesi ile oluşturulmuş 7 metre boyunda tarihi kalıntılardan biridir uç kısmında kayanın içi oyularak yapılmış bir havuz göze çarpmaktadır bu havuz halk arasında Amasrist`in havuzu olarak bilinmektedir.

Doğal Güzellikleri:

Gürcoluk Mağarası:

Bartın’a 32 Km uzaklıkta ve Amasra ilçesi, Karakaçak köyünün Kuyupınar mahallesindedir. Mağaraya Amasra-Çakraz karayolu güzergahında bulunan İnpiri veya Karakaçak köyü üzerinden ulaşmak mümkündür. Karakacak köyü yolundan mağaraya kadar bazen orman içi, bazen patika yollarla yaklaşık 3 Km yürümek gerekir. İnpiri- Makaracı köylerinden geçen yol ise daha kısadır. Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası Üçgen biçimli ve 3-4 M genişliğindeki ana girişten sonra yaklaşık 4-5 Metre yüksekliğinde ve 6×7 M boyutlarındaki ilk oda çevresinde toplanan 15 odadan oluşur. Mağara; görünümleri son derece güzel ve ilginç sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtları, duvar ve perde damlataşları ile bezelidir. Gerek ulaşım kolaylığı ve doğal çevrenin güzelliği gerekse renkleri gri, krem ve bej arasında değişen rengarenk damlataşlar ve fiziki özellikler Gürcüoluk Mağarası’nı çekici kılmaktadır.

Amasra Müzesi:

Amasra Müzesi,1982 yılından beri bugünkü tarihi binasında hizmet vermektedir. Antik bir yerleşim merkezi olan Amasra ve çevresinde sık sık taşınabilir eski eserlerin ortaya çıkması, burada müze kurulması fikrini oluşturmuş, 1955 yılından itibaren derlenen arkeolojik ve etnografik eserler Belediye binasında küçük bir salonda sergilenmeye başlanmıştır.

Kültür Bakanlığınca müze binası arayışları sürerken 1884 yılında Denizcilik Okulu olarak yapımına başlanan ancak bitirilemeyen bugünkü bina satın alınarak 1976 yılında restore edilmiş ve 1982 yılında müze olarak hizmete açılmıştır.

İkinci katta çeşitli erkek ve kadın giysileri ile yöreye özgü bir dokuma olan “Elpek” kumaşı ve ipliği, dokuma aletleri, mendil, bohça, örtü gibi dokuma türleri, silahlar, takılar, mühürler tütünle ilgili eşyalar, tespih, saat, mutfak eşyaları, ölçü ve tartı aletleri ve yazma eserlerden oluşan yöresel etnografik eserler sergilenmektedir. Üçüncü kat, dönemine uygun döşenmiş müze-ev olarak düzenlenmiştir. Müze bahçesinde ise, çeşitli dönemlere ait lahitler, sütun başlıkları, sütun kaideleri, sütunlar, yazıtlı bir taş, mimarî parçalar ve bir anıt mezardan oluşan taş eserler sergilenmektedir.

Dört teşhir salonundan oluşan Amasra Müzesi’nde;

1- Nolu Arkeolojik Eserler Salonunda;

Helenistik, Roma ve Bizans Dönemlerine ait pişmiş toprak ve cam koku şişeleri, altın ve bronz süs eşyaları, Amphorolar ve testiler, bronz heykelcikler, bilezikler, haçlar, silahlar, kandiller ve kaplar ile Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait altın, ve bronz sikkeler sergilenmektedir.

2- Nolu Arkeolojik Eserler Salonunda;

Tamamen Hellenistik, Roma, Bizans ve Ceneviz Dönemlerine ait mermer eserler, heykeller, heykel başları, mezar stelleri, kabartmalı çeşitli parçalar sergilenmektedir.

1- Nolu Etnografik Eserler Salonunda;

Osmanlı Dönemine ait bakır mutfak kapları, yazım takımları, silahlar, şamdanlar, mühürler, kantarlar, seramikler ve yüzükler ile Amasra yöresine özgü ağaç çekicilik sanatını yansıtan kaplar sergilenmektedir.

2- Nolu Etnografik Esreler Salonunda;

Osmanlı Dönemine ait, yörenin giyim-kuşam zevkini yansıtan giysiler, gümüş süs eşyaları, yatak ve yastık örtüleri, halılar, keseler, eski duvar saatleri ile Kuran’ı Kerim’ler sergilenmektedir. Ayrıca; Müzenin koridorunda 1852 tarihli, Saray Matbaasında basılmış bir Akdeniz haritası, Müzenin bahçesinde de Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemine ait taş eserler bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

Amasra’da Ne Yenir?:

Amasra ‘da yemek için ilk akla gelecek balıktır.

Taze günlük balıkları mutlaka tatmalısınız. Lezzetli Karadeniz balığının tadına Amasra’da doyabilirsiniz. Ama en önemlisi Amasra Salatası. Amasra’ya özgü farklı bir tat.

Amasra Salatası:

Kullanılan Malzemeler

Salatalık, domates, havuç, kuru ve yeşil soğan, marul, kırmızı lahana, yeşil biber, piyaz, maydanoz, çükündür, roka, turp, semizotu, dereotu, nane, karışık turşu, limon, sirke, tuz ve zeytinyağı. Tarifini verilmiyor, çünkü bunu sadece 5 kişi biliyor. Bartın ve Amasra da, kokusunu hissettiğiniz her balık sofrasında, adetten yada damak tadından olsa gerek o meşhur Amasra Salatası olmadan yemeğe başlanmaz.

Kimine göre Osmanlıdan, kimine göre de adını aldığı Kraliçe Amastris den devralınmış bu gelenek…Yörede, en az 20 çeşit malzeme ile yapılan Amasra Salatasına meşhur dedirten ise; önce lezzeti, sonra lezzeti veren malzemelerin hazırlanış ölçüsü ve biçimi ile göze hitap etmesine gösterilen özende saklı… Yani, herkes salata yapar ama Amasra Salatasını asla.

Gezilecek Yerler:

- Fatih Sultan Mehmet’in Amasrayı fethettiği zaman Çeşm-i Cihan ( Dünyanın gözü ) diye adlandırdığı tepeden Amasra’nın ve Karadeniz’in o manzarasını görmeden dönmeyin.

- Merkezdeki Amasra müzesini ziyaret edebilirsiniz. Arkeolojiye ve tarihe ilgi duyuyorsanız mutlaka görmelisiniz. Paganizim dini Amasra’da yaşamış eski uygarlıklara ait bir çok eseri görebilirsiniz.

-Ayrıca Kemere Köprüsü ve Çekiciler Çarşısını gezebilirsiniz.

Yanınıza mayonuzu almayı unutmayın, denizide süperdir:)

Çekiciler caddesi boyunca hediyelik eşya satan mağazalarda el yapımı ağaç oyması hatıralar satın alabilirsiniz. Fındık kabuğundan oyuncak helikopter, deniz kabuğundan gemiler ve balık kılçığından yapılan merak uyandıran eserlere de göz atmayı ihmal etmeyiniz. Yerli esnaflar kalp şeklinde ve izerinde kaplumbağa modeli bulunan dilek tahtaları üretmekte ve İtalya’ya ihraç etmektedir Amasra’da.

Amasra Ulaşım:

Karayolu Amasra’ya iki yönden ulaşmak mümkündür. E-5 Devlet yolunun Gerede (Bolu) bölümünden sapıldıktan sonra Karabük ve Safranbolu rotası izlenerek Bartın’a ulaşılır. Diğer bir yön ise yine E-5′in Yeniçağa (Bolu) bölümünden sapılıp, Mengen, Devrek, Çaycuma güzergahının izlenmesi şeklindedir.

Ankara yönünden ulaşım, İstanbul otobanını takip ederek Gerede ayrımından, Gerede – Karabük-Safranbolu – Amasra Güzergahını takip edebilirler.
Denizyolu Bartın Limanı yolcu giriş-çıkış kapısı olmasına rağmen, bu işlevini yerine getirememektedir.
Demiryolu Amasra’ya en yakın Demiryolu istasyonu 53 km. uzaklıktaki Saltukova’dadır (Zonguldak). Ulaşım minibüslerle sağlanır.

Konaklama:

Bedesten Otel :

Asansörlü otelimiz 34 oda ve 105 yatak kapasitelidir.

Odalarda Uydu Tv, Banyo, Duşakabin, Saç Kurutma Makinesi, modern kart sistemli aydınlatma, 24 saat sıcak su, kalorifer.

Boztepe ve Küçük Liman manzarasına hakim restaurantı ve özenle dekore edilmiş odaları ile,

24 saat resepsiyon hizmet veren seçkin ve profesyonel personel ile,

Sizleri doğayı, güneşi doyasıya yaşayacağınız Bedesten Otel’e davet ediyoruz….

Otelimizde hafta sonu gurup yemeklerince canlı müzik mevcuttur.

İrtibat

Tel : +90 (378) 315 19 38

Fax : +90 (378) 315 40 01

Adres

Kum Mah. Celal Eyiceoğlu Cad. No:8

Amasra/Bartın Türkiye

 

 

Görüntüler:

 

Bu yazı Bartın kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>